Sunday, May 4, 2014

DUBLIN GUNLUGU

Dublin’e gidiyorum demek, check in yapmak kolaydi, asil onemli olan donunce detaylari yazmak di mi amaJ O zaman buyrun size kisa bir Dublin gunlugu, neler yapilir, ne yenir, ne icilir, nereler gezilir:

Dublin’e gitme hevesim, 2007 yilinda izledigim ve cok begendigim John Carney’in ‘Once’ filmiyle basliyor denebilir. Hala da en cok sevdigim filmlerden biri. Hem muziklerine, hem filmin cekildigi yere, ki bu Dublin oluyor, bayilmistim. Ben de bu sokaklarda yuruyup, sarki soyleyerek gezecektim, baska caresi yoktu. Gerci gerceklestirebilmem 7 senemi aldi ama olsun, sonunda yaptimJ 17 Mart’taki meshur Saint Patrick’s Day’i kil payi farkla kacirdik ama esintileri hala devam ediyordu biz gittigimizde. Sehirle ilgili genel bilgilerle baslayalim.


Genel Bilgiler:

Dublin, Irlanda Cumhuriyeti’nin baskenti. Birlesik Kralliga bagli Kuzey Irlanda ile karistirmayalim lutfen. Zaten para birimi Euro ve Birlesik Krallik vizesi ile de girilmiyor, yani UK vizeniz varsa, en azindan bir kere Birlesik Kralliga giris yapmaniz lazim. Sadece trafigin akis yonu krallik ile ayni ve bize gore ters tabi ki. Sunu da soylemeden gecemeyecegim, ayni Londra gibi, insanlarin kirmizi isikta durma aliskanligi yokJ Evet bu durum bize cok yabanci degil ama Almanya’dan gelmissen ve bir de araclar ters yonden geliyorsa, herkes saga bakarken, sen sola bakiyorsan, kendini yola atmaya alismak icin biraz zaman gerekiyor, benden demesiJ

Dunyanin baska bir yerinde Irlanda’lilar kadar sicak kanli, guleryuzlu, sevecen insalarla karsilasir miyim bilmiyorum. Hepsi o kadar mutlu, hem birbirlerini, hem turistleri oyle seviyorlar ki anlatamam. Hangi magazaya, restoranta, cafe’ye gitseniz, ‘nasilsiniz, gununuz nasil gecti, dilerim eglenmissinizdir, yine bekleriz’ gibi cok yerde duymaya alisik olmadigimiz ilgiyle karsilasiyorsunuz, hicbirsey satin almamis olsaniz bile.

Yemyesil bir baskent gormeye de kendinizi alistirin. Agac yok aslinda ama oyle guzel yemyesil parklar var ki hem de tam sehrin merkezinde, akil alacak gibi degil. O yesillikler uzerinde saatlerce uzanip kalabilirsiniz. Tabi ki yagmurda islanmak sizin icin fazla problem degilseJ Cunku tahmin edersiniz ki Dublin, yilin buyuk bir cogunlugunda gri, yagmurlu, ve yagmur damlasindan saganak yagisa, ordan gunese gecmesi 2 dakika suruyor, insan neyi ne zaman giyecegini haliyle biraz karistiriyorJ Semsiyeden, t-shirte, gunes gozlugunden, bereye gecmek an meselesiJ

Sehrin neredeyse tamami yuruyerek gezilebilir ve bence 3 gece 4 gun gibi bir zaman dilimi Dublin’in bircok yerini gormek, sokaklarinin dokusunu hissetmek icin yeterli. Havaalani ile sehir merkezi cok yakin, asagi yukari 45 dakikada taksiye falan ihtiyac duymadan, otobusle gidebilirsiniz.

Eger canli muzik dinlemek, mutlu insanlar gormek, sokak sanatcilarini izlemek, pub’lara doymak, bir dunya kitapci gezmek istiyorsaniz, kesinlikle dogru yerdesiniz.

Hemen sunu da soyleyim, sakin sehir turu otobuslerine para vermeyin, hepsini yuruyerek goreceksiniz zaten.

Nerede Kalinir:

Kesinlikle tavsiyem sehir merkezine yakin yerlerde kalmaniz. Cunku zaten hayat orda akiyor ve yuruyerek her yere ulasabilirken uzaklara gidip, sehirdeki eglenceyi kacirmak cok manasiz. Evet sehir merkezi biraz daha pahali, hatta Dublin ozunde pahali bir yer ama yine de deger. Bizim kaldigimiz oteli de tavsiye edebilirim. Sehir merkezine son derece yakin ‘The Townhouse’ http://www.townhouseofdublin.com/ otelde kaldik. Otel calisanlari da son derece sicak kanlilar. O kadar gelmisken Irish breakfast yapmadan da donecek degilsiniz sanirim. 1 gun baska bir mekanda da yapabilirsiniz ama otelin Irish breakfast’ini da denemenizi kesinlikle tavsiye ederim.


Konu kahvaltidan acilmisken biraz da ne yenir, ne icilir ondan bahsedeyim.

Ne yenir:

Irish breakfast denen seyde neler var neler. Ama benim gibi salam, sosis vb hic sevmiyorsaniz, ve kahvalti denince aklina ilk peynir gelenlerdenseniz, tabagin yarisini kaybettiniz demektirJ Hemen icinde neler var ozetleyim:

·         sosis
·         Domuz pastirmasi
·         Beyaz ve siyah puding (icinde etin kani bulunan bir cesit sosis)
·         Yumurta da olmazsa olmaz (hem omlet hem yagda yumurta)
·         Firinda patates, misir unu gibi bir yagda kizartilmis hali de var bazilarinda
·         Dublin peyniri (Dubliner cheese) hafif tatlimsi bir peynir
·         Yag
·         Domates
·         En bomba yere geliyorum, salcali gibi bizim bildiginiz kuru fasulyeJ Simdi bana gore zaten kuru fasulye bunlarin hicbirine yakismiyor, arti sabah sabah mide onu yemege nasil alisiyor pek bilemedimJ Ama tabi ki de denedim, sonuc, bu kahvaltidan sonra aksama kadar 1 gram baska sey yiyemedimJ Yani o derece agir.

Aslinda Dublin’de bana gore yenecek cok geleneksel birsey yok. Simdi buraya kadar gelmisken, bizim gibi Fish&Chips (balik ve patates kizartmasi) yemeden olmaz diyorsaniz, gittigimiz restauranti onerebilirim. Zaten sehrin en bilinen yeri ‘Temple Bar’in gobeginde bir mekan. Adi Shack Restaurant (http://www.shackrestaurant.ie/), iceride cok sicak bir atmosfer var, hem de birsuru odul kazanmis, yalniz tek negatif yani cok kalabalik olabiliyor. Yine de birali sosla hazirlanmis, balik ve patatesi yemeden gelmeyin bence. Evet sonrasinda cok agir geliyor ama yerken pek zevkliJ Yalniz bunu yaninda bezelye puresi gibi bir seyle servis yapiyorlar ki ben hic sevmiyorum, Londra’dan deneyimliyim, yine de tadin belki siz seversiniz.

Yiyecek olarak baska dusunuyorum da aklima pek birsey gelmiyor ozellikli olarak. Genelde publarin’da yiyecek birseyler oluyor, en azindan bir gun de canli muzik esliginde, sarap sosunda hazirlanmis dana eti falan yenebilir ama ben cok da bayilmadim, kafaniza gore takilin pub’larindaki menuye gore bence.

Tatli olarak da pek meshur birseyi olmadigi gibi, Londra’dakine benzeyen, ya da Turkiye’dekine, havuclu kekleri var. Bunu da yemeniz gereken yer, her turistin ve yerlisinin yaptigi gibi, Bewley’s Grafton Street Cafe (http://bewleys.com/). Resim cekiyorlar diye, el sallayip, gulumseyen bir sehir iste, asagidaki resme dikkatli bakinizJ

Kuru kuru yiyecek degiliz ya, simdi de ne icelim ona bakalimJ

Ne icilir:

Dublin denince akla, hemen onun adi gelir, Guinness, Guinness, GuinnessJ  Almanya’da yasayip, hic bira icmeyen yani bira sevmeyen benim bile az bucuk begendigim, kopugu lezzetli biradan bahsediyorumJ en azindan tatmadan giderseniz, ayip edersinizJ Dark beer (siyah bira diye mi cevrilir tam bilemedimJ) sevenlerin bence kesin hosuna gider gerci bana biraz da yogun geldi, bilmem biradan tam anlayanlar ne dusunur. Zaten uretim yerini yani fabrikasini gordukten sonra icmeden donmeniz imkansiz. Bildiginiz ‘Guinness Rekorlar Kitabi’ da Guinness birasi sponsorlugunda cikmis ilk.

Diger icmeniz gereken de adi ustunde, Irish coffee. Ben zaten severdim, gittim daha bir sevdim:) Dublin’in o guzel havasi ile birlesince, tam bir keyif ickisi oluyor. Gunun her saati, her yerde bulabilirsiniz, ozellikle bir mekana gitmenize gerek yok. Bilmeyenler icin biraz detay, icinde viski bulunan, uzerinde kremali kahve.

Haliyle kahvesinden de cikarabileceginiz gibi, Irlanda viskisi de populer. Yine cok fazla ilgim dahilinde olmadigindan, pek detayli bilgi veremeyecegim, muzesini de gezmedik, cok cazip olmadigini duymustuk. Eger viski sevenlerdenseniz, ziyaret edebilirsiniz: http://www.irishwhiskeymuseum.ie/, meshur viskisi Jameson http://www.jamesonwhiskey.com/uk/agegate.




Bu arada hayatimda hic bir Hard Rock Cafe’yi bu kadar bos gormemistim, eee local pub cenneti bir yerdeyseniz, donup de dunyanin her yerinde bulabileceginiz yere gitmezsiniz.




Bu kadar yemek icmek yeter, haydi biraz da gezelimJ






Nerelere gidilir, ne yapilir:

Ben cok muze meraklisi bir insan degilim itiraf ediyorum. Berlin’de yasayip, muzeye ilgim cok yok diyen garip bir celiskiyim sanirimJ Dublin zaten oyle klasik muze sehri falan degil. Sokaklarini yuremeli, durup izlemeli, cokca dinlemelisiniz.

Her sokak basinda goreceginiz sokak muzisyenleri o kadar guzel ki, ne desem bos. Sanki sehirde herkesin ya yazma, ya bir muzik aleti calma ya da soyleme yetenegi varJ 1 gun sehirde gezindikten sonra, elime gitari alsam, sahaneler yaratabilecegim hissine kapildim ama yine de hayal kirikligina kapilmamak icin denemedimJ


O kadar birasindan bahsetmisken ilk gitmeniz gereken yer, Guinness Fabrika’si (Guinness Storehouse http://www.guinness-storehouse.com/en/Index.aspx) . Zaten burasi epey vaktinizi alacak, ona gore  planinizi yapin. Sadece bira nasil yapilirla ilgili bilgi almayip, Irlanda tarihini de az biraz ogreniyorsunuz. Hem muze, hem uretim yeri olarak cok guzel yapilmis. Meger ben biraya dair hicbirsey bilmiyormusum. 15 Euro giris ucreti ama icinde gezdikten sonra, Dublin’e tepeden bakan Gravity Bar (http://www.guinness-storehouse.com/en/EventSpaces_GravityBar.aspx) ‘da Guinness biranizi yudumlamak bedava.  Asiri kalabalik vardi ilk ciktigimizda ama sonra azaldi, hem 360 derece sehre baktik, hem biramizi ictik, gayet hos oldu.


Pub’lar sehri dedigimize gore, Temple Bar’dan bahsetmeden olmaz (http://www.templebar.ie/) . Aslinda Temple Bar adinda bir suru mekan bulabilirsiniz ama sokagin adi da oyle geciyor. Hem gunduz, hem gece hayat orda hic durmuyor, ama gecesi kesinlikle cok guzel, hareketli. Yalniz gunduz de o cicekli publarin goruntusu cok ayri. Pub’larin hepsinde canli muzik var ama icerisi kalabalik derseniz, elinize ickinizi alip, sokak sanatcilarini dinleyerek de eglenmeniz mumkun, tecrubeyle sabitJ

























Gorunce bir kez daha ogrenci olmak isteyeceginiz bir universitesi de mevcut ve kesin gorulesi. Dublin Trinity College’tan bahsediyorum tabi ki (http://www.tcd.ie/). 1592 yilinda Kralice Elizabeth tarafindan kurulmus. Yemyesil bahcesi, 18. yy’dan kalma binalariyla goze gayet hitap ediyor. Benim ve cogunuzun bayilacagi, efsane bir kutuphanesi var (http://www.tcd.ie/Library/) , gez gez bitmiyor. Book of kells (Kells Kitabi), Incil metinlerini iceren, Latince yazilmis, islemeli el yazmasi da burada bulnuyor.





















Konu kitaplardan acilmisken ve James Joyce (http://tr.wikipedia.org/wiki/James_Joyce) gibi bir insani dunyaya kazandiran sehirde, kitapcilari gezmeden olmaz. Eger benim gibi kitap duskunu bir insansaniz, valizinizde gelirken kitaplar icin yeterince bos yer, planinizda kitapcilar icin epey zaman ve butcenizde gerekli miktar parayi bastan ayirmalisinizJ Zaten her sokakta ilginizi ceken bir kitapci bulabilirsiniz.

Sehir merkezinda, aslinda hersey sehir merkezinde ya neyseJ 2 tane kesin gorulesi kilise var. Birisi Saint Patrick’s Cathedral (http://www.stpatrickscathedral.ie/index.aspx), ici benim icin sahane birsey olmasa da bahcesi gercekten cok guzel. Digeri ise Christ Church kilisesi (http://www.christchurchdublin.ie/). Sato vari goruntusu ve yine yemyesil bahcesi ile insana farkli bir dunyadaymis hissi veriyor.






















Sehri iki bolume ayiran nehrin adi, Liffey. Icinden su gecen her sehirde oldugu gibi, burasi da fotograflarinizi susleyecek bir yer. Nehir yaninda yurumek de cok zevkli. Ha'penny ve O’Connell Bridge (Kopruler) sehre hos bir hava katmis.


Bu zamana kadar sehir merkezinde gordugum en guzel parklardan biri de St Stephan’s Green (http://en.wikipedia.org/wiki/St_Stephen's_Green). O kadar guzel ki saatlerce oturup, kitap okuyup, temiz havaya doyabilirsiniz. Gitmezseniz cok sey kaybedersiniz, benden demesi.




Avrupa’nin en buyuk parklarindan biri olan Phoenix Park da (http://en.wikipedia.org/wiki/Phoenix_Park), Dublin’in eminim cok guzel yerlerinden biridir. Malesef gitme sansim olmadi, sehir merkezinde olmayip, otobusle 1 saart surme ihtimali olan bir yere gitmeyi cok tercih etmedik. Sehir o kadar guzeldi ki, birakmaya kiyamadikJ Ama 3 geceden fazla kaliyorsaniz, bence kesin gidilir. Benim de Dublin’e tekrar gitmek icin bir sebebim kalmis olduJ

Her ne kadar gittigim yerlerde alisveris delisi olmasam ve olanlari da çok anlayamasam da, yine de magaza gezelim derseniz, Grafton Street’te takilabilirsiniz. Ben de tabi ki orada gezdim ama daha cok sokak muzisyenlerini dinlemek icinJ



Onceden kilise olup, simdi bar yapilan mekana da merakimdan tabi ki gittim. Garip bir his onceden kilise oldugunu bildigin bir yerde simdi yemekler, ickilerJ Cok enteresan degil ama benim gibi ilk defa boyle birsey gormus ve merak ediyorsaniz gidilir. (http://www.thechurch.ie/)

Sanirim benden bu kadar, dilerim bir gun gidilecek listesinde Dublin olanlara yardimci olabilmisimdir. Ben cok eglendim, gideceklere de simdiden iyi eglenceler dilerimJ